KURTULUŞ SOSYALİST DERGİ
HAZİRAN 1976

HAZİRAN 1976
sayı 1

KASIM 2001

KASIM 2001
sayı 1

İSMET ÖZTÜRK

İSMET ÖZTÜRK YAŞAMI, MÜCADELESİ VE GÖRÜŞLERİ İLE YOL GÖSTERİYOR

 

İSMET ÖZTÜRK (ÇÖRTÜK İSMET)

19 Kasım 2011 günü kaybettiğimiz yazarımız, yoldaşımız İsmet Öztürk, Kurtuluş hareketinde olduğu gibi, genel olarak Türkiye sosyalist hareketinde de, yaşamıyla, mücadelesiyle, görüşleriyle özel bir yer tutar.


 

GEÇMİŞİN DEĞERLENDİRİLMESİ

GEÇMİŞİN DEĞERLENDİRİLMESİ: KURTULUŞ’UN ‘YOL AYRIMI’

Çeşitli ‘yol ayrımları’ sonucu bölünmeler ve farklı yönlerde sapmalar yaşayan Kurtuluş hareketinin teori, pratik ve örgütlenmesinin, belirleyici dönüm noktalarıyla ele alınarak “proletarya partisi” hedefi açısından irdelendiği geçmiş değerlendirmesi, “İşçi Sınıfının Komünist Programı İçin Temel İlkeler” metniyle ileri sürülen perspektifin oluşumunda önemli rol sahibidir.


 

TEMEL İLKELER

İşçi Sınıfının Komünist Programı İçin TEMEL İLKELER

Komünist programın üretilmesi çalışmalarına yol göstermek amacıyla hazırlanan “Temel İlkeler”, işçi sınıfının komünizm mücadelesinde ulaştığı en ileri örgütsel düzeye karşılık gelen Komünist Enternasyonal’in üzerinde kurulduğu politik çizgiyi ifade etme iddiasıyla, bütün sosyalistleri, işçi sınıfının mücadelesine önderlik etmek üzere komünizmi benimsemeye çağırmaktadır.

Kasım 2001’den beri yayınlanmakta olan Kurtuluş Sosyalist Dergi, Haziran 1976’dan Eylül 1980’e kadar aynı adla 38 sayı yayınlanmış olan derginin, ismi, logosu ve biçiminin yanısıra, temel görüşlerini de paylaşmaktadır. Bu temel görüşlerin ana hattını, eksenini, “modern sanayi proletaryası temeli üzerinde yükselecek olan proletarya partisi”, diğer bir deyişle komünist işçi partisinin yaratılması hedefi oluşturur. İleri sürülen hedefe ulaşılamamış, komünist partisinin yaratılması görevinin yerine getirilememiş olması, bütünlüklü bir geçmiş değerlendirmesinin konusudur ve aynı zamanda Kurtuluş Sosyalist Dergi’nin yeniden yayınlanmasının nedenidir.

Kurtuluş Sosyalist Dergi’nin yeniden yayınlanması, “İşçi Sınıfının Komünist Programı İçin Temel İlkeler” başlığı altında ortaya konulan çalışmanın ürünüdür. “Sunuş” yazısında belirtildiği gibi, “Temel İlkeler”i hazırlayanlar Kurtuluş hareketinden gelmektedirler ve işçi sınıfının komünist partisinin bulunmadığı saptamasıyla, bunun inşasını temel hedef alarak önlerine işçi sınıfının komünist programının yaratılması için teorik çalışma, komünizmin diğer politik akımlardan ayrımının belirginleştirilip tüm sosyalistlerin bu tutuma çağrılması doğrultusunda ideolojik mücadele ve işçi sınıfı hareketi ile komünizmin birleştirilmesi amacıyla sınıf içerisinde politik çalışma görevlerini koymaktadırlar. Bu saptamalar çerçevesinde, Kurtuluş Sosyalist Dergi’nin ilk sayısında yer alan ve derginin yayın politikasını açıklayan “Çıkarken” yazısı, program çalışmasının önceliğini vurgulamaktadır. Yine ideolojik mücadele ve sınıf içerisinde politik çalışma amaçlarına yönelik olarak broşürler ve bültenler yayınlanmaktadır.

Komünist programın üretilmesini hedefleyen teorik çalışma, komünizmin savunulması amaçlı ideolojik mücadele ve işçi sınıfının öncülerinin örgütlenmesi için komünist siyasi faaliyet görevleri, “Temel İlkeler” doğrultusunda Kurtuluş Sosyalist Dergi’nin benimsediği komünist politik çizginin gereği olarak ileri sürülmektedir. Bu görevler arasında esasını program çalışmasının oluşturduğu teorik çalışma, komünist politik faaliyetin komünist programa uygun olarak gerçekleştirilmesinin gerekliliği ve zorunluluğu nedeniyle, öncelik taşır. İdeolojik mücadele, uluslararası sosyalist harekette ve Türkiye sosyalist hareketinde hakim olan revizyonist, oportünist akımlar karşısında komünizmin ayrımlarının çizilmesi ve savunulması amacıyla, sosyal-reformizm, sınıf uzlaşmacılığı, kuyrukçuluk, küçük-burjuva devrimciliği, demokratizm, popülizm, ikamecilik, merkezcilik gibi komünizmden ayrılan çizgilere karşı polemikler yürütülmesini ve Komintern ve Kurtuluş hareketinden başlayarak özeleştiri ve geçmiş değerlendirmelerinin gerçekleştirilmesini içerir. İşçi sınıfı içerisinde komünist politik faaliyet, ajitasyon, propaganda, örgütlenme çalışması ise, işçi sınıfı hareketinin öncülerini komünizme kazanmayı, komünizmin işçi sınıfı hareketinin önderliğini elde etmesini hedeflemesiyle, işçi sınıfı hareketi ile komünizmin birleştirilmesinin, komünizmin işçi sınıfında maddi güce kavuşarak onun ellerinde yükselmesinin, işçi sınıfının komünist politik hareketinin ve örgütlenmesinin, partisinin yaratılmasının yolu ve gereğidir.

Komünist politik çizgiyi benimsemenin gereği olarak nitelenen görev ve önceliklere ilişkin saptamalar, bu çizginin ileri sürüldüğü “Temel İlkeler”in oluşumunda önemli payı olan geçmiş değerlendirmesine yakından bağlıdır. Kurtuluş hareketinin teori, pratik ve örgütlenmesinin ele alındığı geçmiş değerlendirmesi, ‘proletarya partisi’, diğer bir ifadeyle ‘komünist işçi partisi’ hedefini ölçüt olarak koymakta, belirleyici dönüm noktalarındaki tutum değişikliklerine işaretle, bu hedefe ilerlenememesinin nedenleri üzerinde durmaktadır. Bu geçmiş değerlendirmesine göre, 1976’da siyaset sahnesine çıkan Kurtuluş hareketi, temel teorik tezlerini ağırlıklı olarak komünizme uygun oluşturmakla birlikte, pratiğinde ve örgütlenmesinde esas olarak bunun gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle, komünist işçi partisi hedefine varamadığı gibi, toplumsal politik mücadelelerde yer alan on binlerce kişilik büyük bir siyasi hareket geliştirmesine karşın, 1980’de askeri darbe karşısında da, işçi sınıfına dayanmayan, açık, yaygın, gevşek yapısıyla, mücadele edemeyip yenilgiye uğramıştır. Bu sonuca yol açan süreçte, sol içi rekabete de bağlı olarak, yaygın siyasi çalışmaların öncelikle öğrenci gençlik içerisinde başlatılması ve bu zeminde küçük-burjuva sınıfsal niteliğin ağır bastığı, komünist örgütsel ilkelere uygun olmayan bir hareket örgütlenmesinin yaratılması belirleyici bir nokta olarak görülmektedir. İşçi sınıfı içerisinde, fabrikalarda, işyerlerinde komünist hücreler kurmak üzere, komünist örgütlenme ve çalışma tarzına uygun, bütün güçle profesyonelce çalışmak yerine, rekabet edilen grupların en güçlü olduğu öğrenci gençlik ve daha sonra çeşitli küçük-burjuva tabakalar içerisinde, onları yığınsal olarak kazanmayı hedefleyen, kitle örgütlenmeleriyle politik örgütlenmenin ayrımının silikleştiği, örgütlenme ve çalışma tarzının evrensel komünist ilkelerden uzaklaştığı bir siyasi faaliyete girişilmesi, ağırlıklı olarak, küçük-burjuva kitlelere dayanan, açık ve gevşek hareket örgütlenmesini yaratmıştır. Bu süreçte edinilen sınıfsal ve yapısal özellikler ise, daha sonra, örgütlenmeyi işçi sınıfı temeline oturtma ve demokratik merkeziyetçi bir işleyişe dayanan, işbölümü, profesyonelce çalışma temelinde, sınırları belirli bir komünist örgütsel yapıya kavuşturma çabalarının önünde engel oluşturmuştur.

Geçmişin değerlendirilmesinden çıkartılan ders, işçi sınıfının komünist partisinin yaratılması yerine farklı nitelik taşıyan bir politik hareketin gelişmesine yol açmamak amacıyla, komünist işçi partisinin inşasının temel görev olarak alınmasını ve diğer her türlü görevin de bunun önüne geçirilmeyip ona tabi kılınmasını gerektirmektedir. Komünist işçi partisinin inşası, komünist programın üretilmesi, proleter sınıfsal karakter kazanılması ve evrensel komünist ilkelere uygun yapı ve işleyişe sahip örgütlenmenin oluşturulması demektir. Komünist işçi partisinin inşası bilinçli, planlı bir süreç olmalıdır. Bu yöndeki görevler, hem komünist programa temellik etmek üzere, işçi sınıfının komünizm mücadelesinin koşulları üzerine teorik çalışma gerçekleştirilmesi, hem de örgütlenmenin proleter karakter kazanması, komünist bir işçi örgütünün yaratılması amacına ulaşıncaya kadar bütün pratik siyasi çalışmanın işçi sınıfı içerisinde sürdürüldüğü ve örgütlenmenin bütün hücrelerinin, taban örgütlerinin işçi sınıfı içinde kurulduğu bir yaklaşımla ve eldeki sınırlı güçlerin en verimli bir biçimde kullanılarak öncelikli saptanan hedeflere odaklanması temelinde, işçi sınıfının mücadelesinin başını çeken kesimleri hedeflenerek öncelikle modern sanayi proletaryası içerisinde, büyük şehirlerin büyük fabrikalarında örgütlenmenin hücrelerinin oluşturulması doğrultusunda, işçi sınıfı arasında komünist pratik siyasi faaliyet sürdürülmesidir.

Komünist işçi partisinin inşa sürecinde yerine getirilmesi gereken görevler, birinden ya da diğerinden vazgeçilemeyecek tek bir bütün oluşturmakla birlikte, bu bütünlüğü sağlayan bir çalışmanın aksatılmadan sürdürülmesi, yeterli nicelik ve nitelik oluşturacak biçimde, bu perspektifi benimseyenlerin, örgütlenip hedeflenen doğrultuda faaliyet yürütmek üzere, bir araya gelmesine, asgari bir birikimin oluşmasına bağlıdır. İşçi sınıfının komünist partisi nitelemesini hak edebilmek, programının, siyasi çizgisinin bilimsel açıdan komünizme uygunluğu ve işçi sınıfına önderliğinin toplumsal pratik içerisinde gözlemlenebilmesi biçiminde öznel ve nesnel ölçütlere dayanacağı gibi, inşa sürecinde ilerlemenin ve bu süreçte gelişen örgütlenmenin sürecin içinde bulunulan aşamasına karşılık gelen niteliği taşımasının ölçütü de, kendisine taktığı isimlendirmeler veya ifade edilen niyetler değil, o aşamanın gerektirdiği özellikleri yeterince kazanması, görevleri yeterince yerine getirebilmesi olacaktır. Başka görevler ve çalışmalar adına, temel alınması gereken öncelikli görevleri yerine getirmeyen ya da ikinci plana atan çalışma biçimleri, işçi sınıfına dayanmak yerine hiçbir maddi temele dayanmadan ya da sınıfsal niteliği gözetilmeyen bir kitle temeli üzerinde toplumsal politik mücadeleye girişilmesi biçimindeki tutumlar ve kısa vadeli yararlar için bütünlüklü hedefleri göz ardı eden, yaygınlaşma, kitleselleşme uğruna komünist örgütlenme ilkelerinden taviz veren kendiliğindenci yaklaşımlar, kendilerine taktıkları adlardan bağımsız olarak, işçi sınıfının komünist partisinin inşasının gereklerinden uzaklaşmış ve farklı bir nitelik, koşulların gereklilikleri açısından komünizme karşılık gelmeyen bir nitelik almış olurlar. Bu çerçevede, bütün Kurtuluşçulara ve sosyalistlere, komünist işçi partisinin inşası doğrultusunda “Temel İlkeler” ile ileri sürülen komünist politik çizginin benimsenmesi ve bunun gündeme getirdiği görevlerin bütünlüklü bir biçimde hayata geçirilebilmesi için bir araya gelme çağrısını tekrarlayan Kurtuluş Sosyalist Dergi, kendisi adına veya yandaşlığı iddiasıyla da öne sürülse, içinde bulunulan koşullarda komünizmin gereği olarak nitelenen görev ve öncelikler saptamasına aykırı çalışma ve yaklaşımlardan ayrımını vurgulamayı ve tutumunun da görüşleriyle bağdaşmayan bu eğilim ve çizgilerin karşısında olduğunu belirtmeyi gerekli görür.